Almanya’nın Dortmund kentinde bulunan Westfalenhalle’de gerçekleştirilen Julbo 2012 Gözlük Fuarı’nda stant açan NIK 03 gözlük firmasının Almanya temsilcisi İlkay Köneç, göz sağlığı ve estetik duygularını insan yzünde buluşturan gözlÃk modelleriyle ilgi topladı.
İtalyan yapımı NIKŀ3 gözlüklerinin romantik, dizayn ve klasik olarak üç modelde üretildiğini söyleyen Köneç, “Gözlüklerimiz sağlık sektöründe son derce kaliteli Nikel Loose olarak üst seviyede üretilmektedir. NIK 03 gözlüklerinin hepsi İtalya’da el emeğiyle üretiliyor” diye konuştu.Türkiye pazarı hedefimizde
NIK 03 gözlüklerini her kesimden insanın kullandığını ifade eden Köneç, “Gözlüklerimiz her yaşa hitap ediyor. Fuarın ilk gününden itibaren ziyaretçilerden büyük ilgi gördük” dedi.
Damacana Su Bayiliği Alın : 1- 10.000 Damacana Su Bedava
2- 19 litre Damacana Dolumlar 0.59 TL
3- Bedava demirbaş damacana
4- Full Sebil ve Pompa desteği
5- Full reklam masrafları desteği
6- Tabela , cam ve araç giydirme
Damacana Su Fabrikalarımız: 1- Akdamla Su
2- Damak Su
3- Uludağ Su Su Bayiliği Başvurusu: 0 532 212 07 46
Geleceğe yönelik hedeflerini NIK 03 gözlüklerini Almanya’da sağlam adımlarla pazarlamak olduğunu sÃyleyen Köneç, daha sonra Türkiye pazarına katılmak olduğunu belirtti.2005 yılında gözlük piyasasına çıkan NIK 03 gözlükleri, dünyanın 22 ¼lkesinde satılıyor.
koçbey aqua su kirazlı yayla su damla su mahmudiye oskar su başpınar doğal kaynak su lido su haznedar su karsu altınpınar su taşdelen su ayazma su
- Veznedar.com Doğal Bitkisel Takviyeler - -- Çakşır Köklü Süper Karışım
-- Yüksek Cinsel Başarı
-- Erkekte Cinsel Organda Büyüme
-- Yan Etkisi Olmayan Afrodizyak
-- Yanınızda Bulunsun Acil Durumlarda :)
Fiyatı: 119 TL Satın Al
- Veznedar.com Doğal Bitkisel Takviyeler - -- Çakşır Köklü Süper Karışım
-- Yüksek Cinsel Başarı
-- Erkekte Cinsel Organda Büyüme
-- Yan Etkisi Olmayan Afrodizyak
-- Yanınızda Bulunsun Acil Durumlarda :)
Fiyatı: 119 TL Satın Al
Kendini konuşarak ifade edemeyen çocuk; kulağını çekitiriyor, huzursuzlanıyor, ağlıyor ve tekmeler at±yorsa kulak ağrısından şüphelenmekte fayda var.
Kulak ağrısı, henüz derdini anlatacak yaşa gelmemişse hem çocuk, hem de anne ve babalar açısından içinden çıkılması güç bir hale gelebiliyor.
Ãocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Emre Mercan, özellikle 2 yaşın altındaki çocukların kulak ağrılarını farklı şekillerde dile getirdiklerine dikkati çekerek, anne babaları uyarıyor: “Çocuğunuz kendini konuşarak ifade edemediÄi için measurement bunu four şekilde gösteriyor: Kulağını çekiştiriyor, huzursuzlanıyor, ağl±yor ve sağa sola tekmeler atıyor. Bu durumda geç kalmadan çocuğunuzu bir uzmana götürmeniz gerekiyor.”
KULAK AĞRISINA YOL AÇAN 6 NEDEN
Bebeklerde ve Ãocuklarda kulak ağrısının çeşitli nedenleri var. Dr. Yunus Emre Mercan, bu nedenleri şöyle sıralıyor:
1. Süt dişi çıkarma: Süt dişlerini çıkarma döneminde diş ağrısı kulaklara yansıyabiliyor ve bebeğinizde kulakları çekiştirme şeklinde hareketlere neden olabiliyor. Bu da sizde yanlılÄkla kulak enfeksiyonu varmış gibi bir kanı oluÅturabiliyor.
2. Kulak kirleri: Enfeksiyon dışı nedenler arasında banyodan sonra su alıp şişen kulak kirleri de sorumlu tutulabiliyor. Bu yüzden çocuklarınızın kulaklarına su kaçırmamanız, banyo yaptırırken kulak tıpası kullanmanız ya da fön ile kulaklarının içini kurutmanız gerekiyor.
3. Kulağa kaçan yabancı cisimler: Çocuklarda büyük bir sorundur. Bezelye, nohut, mercimek, boncuk, düğme, küçük piller, mum boya parçaları ve küçük oyuncak parçaları kulağa kaçabiliyor. Kulak ağrısıyla beraber akıntı da yapabiliyor. Bu durumda çocuğunuzu vakit geçirmeden bir kulak burun boğaz uzmanına götürmeniz gerekiyor. Kulakta organik bir yabancı cisim varsa şişmesini engellemek ve kurutmak için doktora gidene dek alkol borik damlatılabilir. Zeytinyağı damlatmanın ise faydası olmuyor.
4. Uçak yolculukları: Uçak yolculuğunda iniş ve kalkış sırasında kabin içi basınç değişiklerinden dolayı çocuklarda kulak ağrısı olabiliyor. Bu nedenle yolculuk başlamadan önce doktorun önerisiyle bir ağrı kesici vermek, bebekleri emzirmek, daha büyük çocuklara bir şeyler içirmek ya da §iklet çiğnetmek kulak ağrısını önlüyor.
ANNE SÃTÜ YETERSİZLİĞİ KULAK İLTİHABINDA DA ETKİLİ
5. Deniz, havuz, banyoda suyla uzun süreli temas: Dış kulak yolunun uzun süre su ile teması (banyo, havuzda denizde yüzme) ve aşırı kulak temizlii dış kulak yolu iltihabına (yüzücü kulağı) neden oluyor. Bu durumda kulak yoluna dıştan bası yapıldığında ağrı olduğu gözleniyor. Ayrıca kulak akıntısı da olabiliyor. Havuz ya da denizden sonra kulak ağrısı olduğunda mutlaka enfeksiyondan şüphelenilmeli, çocuğunuzu tedavi için bir çocuk sağlığı ya da KBB uzmanına götürmelisiniz.
Dış kulak yolu iltihaplarında iltihap kulak yolunu tıkayacak kadar fazla ise vakumla çekilmesi gerekebiliyor. Diğer durumlarda damla tedavileriyle iyileÅiyor. En önemlisi kulağa daha fazla su temas etmesini engellemek, havuza ve denize ara vermek ve banyolardan sonra saç kurutma makinesi kullanmaktır. ArÄyı rahatlatmak için sıcak termofor ya da havlu uygulaması yapılabileceğini söyleyenler varsa da yanıklara neden olabileceği için pek önerilmiyor. Engellemek için kulak tıpası kullanabilirsiniz.
6-Orta kulak iltihabı: Çocukların büyük çoğunluÄu 3 yaşına kadar en az bir kez orta kulak iltihabı geçiriyor. Üç ay-ç yaş arasında sıkça görülüyor. Kreşe ve anaokuluna giden çocuklarda evde bakım yapılanlara göre orta kulak iltihabına daha sık rastlanıyor. Ayrıca anne sütü yeterince almamış olma, geniz eti, kalabalık aile, sigara dumanına maruz kalma, emzik kullanma, eksik aşılanma ve alerji de orta kulak iltihabına meyil yaratıyor. Kulak ağrısı orta kulak iltihabına özgü olmasa da bu tanıyı koymada kullanılan tek güvenilir Åey şikayettir.
2 yaş altındaki çocuklar ağrıyı tarif edemedikleri için huzursuzluk, sürekli ağlama, hasta olan kulağını çekiştirme şeklinde de kulak ağrılarını ifade edebilirler. Ateş, kusma da kulak ağrısına eşlik edebiliyor. Bu durumda tedavi edilmesi için mutlaka doktorunuza başvurun. Doktora ulaşıncaya kadar çocuğunuzu rahatlatmak için ağrıkesici kullanabilirsiniz.
koçbey aqua su kirazlı yayla su damla su mahmudiye oskar su başpınar doğal kaynak su lido su haznedar su karsu altınpınar su taşdelen su ayazma su
10.02.2012 15:33:00 İstanbul Doğum Akademisi ağrısız yaşanacak coşkulu doğumlar için açıldıProfesyonel bir doğuma hazırlık eğitimi ile ağrı algılarını değiştirmek, rahatlatıcı ilaç dıÅÄ teknikleri öğrenmek ve bedenin doğal bir ağrı kesici hormonu olan endorfini aktif olarak nasıl kullanacağını keşfetmek mümkün.
Sağlık BakanlıÄı artık SGK ile anlaşmalı özel hastanelerde doÄumda epidural anestezi kullanılması durumunda ailelerden 1200TL’ye kadar ek ücret alma hakkı getirdi. Ebeveynlerin ağrı nedeni ile doğum korkuları yaşadığın± düşünürsek, hastanelerin anneleri epidural anestezi konusunda ne kadar kolay ikna edebileceğini tahmin etmek zor değil. Bu durumda bir yandan aile doÄumla ilgili daha fazla para harcarken diğer yandan da bir çok yan etkisini beraberinde getiren epidural anesteziye mahkum oluyor. Oysa başka alternatifleri de var. Profesyonel bir doğuma hazırlık eğitimi ile ağrı algılarını değiştirmek, rahatlatıc± ilaç dışı teknikleri öğrenmek ve bedenin doğal bir ağrı kesici hormonu olan endorfini aktif olarak nasıl kullanacağını keşfetmek. Bu sayede doumda rahat etmek için hem korkularından kurtulmuş, hem yan etkisi olmayan doğal bir yönteme başvurmuÅ, hem de çok daha az para harcamış olacaklar. °Åte İstanbul Doğum Akademisi bu amaçla hizmet vermeye başladı.
Akademinin en önemli uygulamalarından biri doğumun doktor, hamile psikoloğu ve bir ebe ile birlikte gerçekleştirilmesi. Türkiye’de ilk olan bu hizmet modeliyle bir gebe hamileliği ve doğumu boyunca sadece hekiminden değil psikoloğu ve ebesinden de destek alabilecek.
İlaç değil doğal anestezi hormonu Endorfin eşliğinde ağrısız doğum
Sezaryen mi commonplace doğum mu? tartışmalarının gündemde olduğu şu günlerde İstanbul Doğum Akademisi’nin kurucularından Op. Dr. Hakan Çoker Hormonlar eşliğinde gerçekleÅen ve bebeğin kendi isteğiyle dünyaya gelmek istediği standard doğumlarda salgılanan Oksitosin dier adıyla sevgi hormonu ve doğal ağrı kesici Endorfin’in öneminden bahsetti. “Doğa ağrı için kadına zaten gerekli hormonları sunuyor. Bunun için kadın doğum sırasında ve sonrasında yan etki yaratacak ilaçlar alacağını bilerek doğum ekline karar vermeli. Bu hormonlar oksitosin dediğimiz sevgi hormonu ve doğumda salgılanarak anestezi etkisi yaratan Endorfin. Oksitosin sadece customary doğumda salgılanan doğumun kolay geçmesini, anne ile bebek arasında kurulan bağın temelini atan, bebeğin bir sevgi denizi içine doğmasını sağlayan hormondur. Bu hormon sütü meme ucuna iterek doğum sonrasında sütün hemen gelmesini saÄlar. Öte yandan endorfin dediğimiz hormon ise doÄum sırasında salgılanarak doğal anestezi etkisi yaratır ve kadının doğum dalgalarını (ağrı) azaltır. Böylece ağrıyı azaltmak hiçbir dış müdahaleye gerek kalmaz. Biz bebeklerin mümkün olduÄunca ilaçsız doğal doğumlar sonrasında sevgi ortamlarında dünyaya gelmelerini sağlamak istiyoruz. Ästanbul Doğum Akademisi’nde verdiğimiz doğuma hazırlık eğitimlerinde gebelerimize doğum sırasında bu hormonları nasıl yöneteceklerini öğretiyoruz.”dedi.
Türkiye’nin doğuma hazırlık eğitimi veren ender jinekologlarından olan Op. Dr. Hakan Çoker, Sezaryen mi customary doğum mu tart±Åmaları ile ilgili olarak sözlerine şöyle devam etti: “Biz Akademi olarak gebelerimize ve doğuma şahit olan herkese customary doğumun çok özel bir duygu olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Birçok meslektaşım customary doğumun değerini ve önemini gebeleriyle paylaÅmaya başladı. Ancak bu kez de korkularla beslenmiÅ halkımız, planlı sezaryene ya da epidural anestezi ile yapılan doğumlara daha sıcak bakıyor veya en ufak bir zorlukta sezaryen istiyor. Özellikle sezaryenin gerektiğinde anneyi ve bebeği kurtarmaya hizmet eden bir mucizevi bir ameliyat olduğunu unutmamak gerekir. Doğumda her şey yolunda gidiyorsa, doğuma bizim müdahale etmemize gerek kalmıyor. Gebeleri doğuma hazırlayarak doğum konusunda her türlà bilgiye sahip, doğumdan korkmayan, commonplace doÄumun coşkusunu hisseden, çevresinde ne olursa olsun doğumda beden ve zihin kontrolünü sağlayabilen, anne olmanın ve çocuk doğurmanın içten gelen duygularını yaşayarak doğuma aktif olarak katılabilen aileler yetiştirmek istiyoruz” İstanbul Doğum Akademisi’nde hangi hizmetler sunuluyor?
Ebeveynlere doğumu telaşla değil bir Åölen gibi yaşama seçeneği sunan İstanbul Doum Akademisi’nde standard doğumun değerini anne adaylarına hat±rlatan Lamazze, anneye ve babaya derin nefes teknikleri ve gevşeme yöntemlerini anlatan Hipnobirthing, doÄumu kolaylaştıran teknik ve pozisyonları bedene kazandıran aktif doğum, doğum anını yaşatan ve annenin bebekle iletişim kurmasını sağlayan psikodrama dersleri veriliyor. Anne adaylarını doğumda bilinçli tercih yapacak şekilde eğiten Akademi’nin felsefesi, doÄumun “normal, doğal ve sağlıklı” fizyolojik süreç olduğunu anlatmak.
 Yorum yaz Tüm Yorumlar (0)
”SİZ KİMLERDESİNİZ” TESTİ Dikkat! SağlıÄınız küflenmesin! Çay tansiyonu düşürüyor
ÂTüm Sağlık Haberleri için tıklayınız
koçbey aqua su kirazlı yayla su damla su mahmudiye oskar su baÅpınar doğal kaynak su lido su haznedar su karsu altınpınar su taşdelen su ayazma su
Yüzyıllardır lezzeti ile Türk Mutfağının olmazsa olmazların biri olan yoğurdun, kilo vermekten diş sağlığına kadar pek çok faydası bulunuyor. Äç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, yoğurdun uygun bir diyetle beraber zellikle karın bölgesindeki yağları erittiğine dikkat çekiyor.
Türkan YILMAZER / turkan.yilmazer@aksam.comtr
Kadınlar g¼nde yarım kilo yoğurt yesin.
Yüksek kalsiyum kaynaÄı olan yoğurt, içeriğindeki konjuge linoetik asit (CLA), nedeniyle karın yağlarını eritiyor. Yapılan araştırmalara göre bir sene boyunca, diyetinde her gün yoğurt tüketen kişiler, tüketmeyenlere göre yüzde 22 daha fazla kilo veriyor. Her gün düzenli olarak yoğurt tüketilmesi daha hızlı yaÄ yakımına sebep oluyor.
Suyundaki B2 vitamini nedeniyle ağız yaralarına iyi gelen yoğurt, karın yaÄlarını azaltıcı etkisinin yanısıra, bağııklık sistemini kuvvetlendirirken, barsak kanseri riskini de azaltıyor.
Tatlıyı fazla kaçırınca, yoÄurt yiyin…
Şekerin vücuda verdiği etkiyi nötralize eden yourt, yüksek şekerin ani insülin salgılatma özelliÄini azaltırken; iştahı keser, daha uzun süre tok kalmayÄ sağlar.
Günde 3 bardak tüketildiğinde vücudun tüm kalsiyum ihtiyacını sağlayan yoğurt, kan yaÄlarını azaltır; kötü kolestrolü düşürken, iyi kolestrolü artırır. Kalp ve damar sağlığına iyi gelir.
Cilde parlaklık katan yoğurt, aynı zamanda aÄız sağlığı dostudur. Günde 2 kez sadece NINETY gr. yoğurt tüketmek; plak oluşma riskini azaltır, kötü nefes kokusunu engeller.
Evde de yapabilirsiniz…
Etin olmadığ± Ãğünlerde, mutlaka yeralması gereken yoğurt, her bütçeye uygun kuvvetli bir protein kaynağıdır. Tercih edilirse, günlük sütten evde de yapabilecek yoğurt, 1 lt süte 3 kaşık maya eklendikten sonra ılık bir ortamda 4-5 saat beklenerek elde edilir.
Dr. Ayça Kaya’nın tok tutan yoğurtlu salata tarifi:
1 göğüs eti iyice didiklendikten sonra, karabiberle iyice ovulur. Yarım bağ maydanoz ve yarım bağ dereotu ince ince doğrandıktan sonra, tavuk eti ve sarımsaklı yoğurt ile karıştırılır. Üzeri kırmızı biberle süslenir.
koçbey aqua su kirazlı yayla su damla su mahmudiye oskar su başpınar doÄal kaynak su lido su haznedar su karsu altınpınar su taÅdelen su ayazma su
İnsanın kendisinin veya çevresinin döndüğünü hissetmesine neden olan vertigo, yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren bir sorun. Sıklıkla da bir iç kulak probleminden kaynaklanıyor.
Dengeyi saÄlamada iç kulaklar, gözler, derin duyu alıcılarÄ ve merkezi sinir sistemi gibi birçok doku ve organn görev yaptığını belirten Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Hamdi Yakut, denge sistemini en çok etkileyen durumların kan dolaşımı, travma, iltihap, alerji ve kronik hastalıklar olduğunu söylüyor.
Baş dönmesi yani vertigo, yaşamı zorlaştıran önemli bir denge sorunu. Baş dönmesi veya denge problemi olan kişinin detaylı bir muayeneden geçirilmesi gerektiğini belirten Yakut, baş dönmesinin birçok nedenden kaynaklanabileceğini belirtiyor. Yakut, İç kulakta sıvı basıncının artması, enfeksiyon sonucu iç kulak denge bölümündeki sinir hücrelerinin görev yapmaması, orta ve iç kulağı birbirinden ayıran zarların yırtılması, denge sisteminde oluşan iyi huylu tümrler, iç kulaktaki kalsiyum kristallerinin kontrolsüz hareketleri, araà tutması, yaşlılığa bağlı baş dönmesi gibi daha pek çok hastalık baş dönmesine neden olabilir” diyor.
BAŞINIZ DÖNÜYORSA BUNLARA DİKKAT
Op. Dr. Hamdi Yakut, baş dönmesi olan hastaların dikkat etmesi gereken noktaları ise, Bu hastaların evde uygulayabileceği bazı egzersiz hareketleri vardÄr. Bunları ya doktor tarif eder ya da broşürlerle bilgi verilebilir. Bu egzersizleri aksatmadan yapmak gerekir. Ayrıca stresten kaçınmalı, çay, kahve fazla tüketilmemeli, sigara ve alkolden uzak durulmalıdır. Gereken durumlarda tuz kısıtlanmasına gidilebilir. Kan şekerinin düşmemesi için yemek ¶Äünleri atlanmamalıdır” diye özetliyor.
koçbey aqua su kirazlı yayla su damla su mahmudiye oskar su başpınar doğal kaynak su lido su haznedar su karsu altınpınar su taşdelen su ayazma su
Gerek yazılı, gerek görsel, gerekse sosyal medyada hemen hemen hergün tüp bebek tedavisiyle ilgili haberler yayınlanıyor. Çocuk sahibi olmak isteyen milyonlarca çift bu haberleri; hayallerini gerçekleştirecek âmucize’ gibi takip edip, deniyor. Ülkemizde t¼p bebek uygulamalarının öncülerinden olan Prof. Dr. Mustafa Bahçeci ailelerin mutlak ve mutlak bilmesi gereken detayları açıklayarak, şu uyarıda bulundu: “Tüp bebek tedavi yöntem ve uygulamaları baÅ döndürücü hızla gelişiyor. IMSI, Embriyoscope, dondurma teknikleri bunlardan bazıları. Önemli olan yeni tekniklerin hangi çiftlere, ne zaman, nasıl uygulanacağıdır. Ailenin yenilikleri takip ederken tedavide güvenilir kurum, deneyimli ekip, merkeze ait ‘’eve canlı çocuk götürme’’ oranına mutlaka dikkat etmesi gerekir.’’
Ülkemizde t¼p bebek uygulamalarının öncülerinden olan Prof. Dr. Mustafa Bahçeci dünyada ve toplumumuzda artan infertilite (kısırlık) sorununa dikkat çekerek, aileleri tedavi için merkez seçiminde ve medyada yer alan haberler konusunda uyardı. Bahçeci, ‘Medyada yer alan haberlere infertilite sorunu yaşayan ailelerin yaklaşımı bir nevi ‘mucize çözüm’ gibi oluyor. İyice araştırmadan bunları denemeye karar veriyorlar. Çoğu kez de sonuç başarısızlık oluyor. Şu bir gerçek; tüp bebek tedavi yöntem ve uygulamaları baş döndürücü hızla gelişiyor. IMSI, Embriyoscope, dondurma teknikleri bunlardan bazıları. Burada önemli olan yeni tekniklerin hangi çiftlere, ne zaman, nasıl uygulanacağıdır. Ailenin yenilikleri takip ederken tedavide güvenilir kurum, deneyimli ekip, merkeze ait ‘’eve canlı çocuk götürmeâ oranına mutlaka dikkat etmesi gerekir.’’
Tüp Bebek Tedavisinde ’Bilinmesi Gereken 10 Detay Prof. Dr. Mustafa Bahçeci tüp bebek tedavisinde ailelerin mutlak ve mutlak bilmesi, bu doğrultuda karar vermesi gereken detayları açıkladı.
1.Çocuğu olmayan bir çift ne zaman doktora gitmelidir? Kadının yaşı burada çok önemlidir. 35’in altında, çiftin özgemişleri ve aile öykülerinde bu konuyla ilgili possibility yoksa korunmasız-düzenli bir yıllık cinsel ilişki sonrası gebelik elde edilemiyorsa doktora başvurulmalıdır. Aynı koşullarda kadın 35 yaş üstünde ise 6 ay, 38’in üzerinde ve yumurtalıklarını olumsuz etkileyebilecek kemoterapi veya yumurtalıkla ilgili bir ameliyat geçirmiÅse, erkek de de sperm değerlerini kötü yönde etkileyecek kemoterapi veya ameliyat öyküsü varsa çiftler derhal doktora gitmelidir.
2-Aşılama denenmeden tüp bebeğe tedavisi doğru mudur? İnfertilite (a distantkısırlık) nedenine bağlı olarak bazı hastalarda aşılama öncesi yumurtlama uyarısı veya aşılama gibi üremeye yardımcı yöntemler uygulanmalıdır. Bu grup hastalarda ancak bu yöntemlerin başarısızlığı durumunda tüp bebek tedavisine geÃilir. Ancak belirli bir grup hastada ise diğer yöntemlerin başarı ihtimali ya hiç yoktur ya da çok düşüktür. Bu hasta gurubunda tüp bebek ilk seçenek olmalıdır.*Her iki tuba uterinası (a far off tüpleri) tıkalı olan kadınlar,*Azospermi olguları (erkekte sperm olmaması)*İleri kadın yaşı ( Ãrn.: 38 yaş üstü kadınlar) doğrudan tüp bebek uygulanması gereken çiftlerdir.
3.Tüp bebek tedavisinde hangi sırayla hangi testler yapılır? Kısırlık araştırması çiftlere eş zamanlı olarak yapılmalıdır. Başlangıç aşamasında yapılan temel testler şunlardr:a. Erkeğe sperm testi,  b.Kadının yumurtlamasının araştırılmasına yönelik kan (hormon) testleri , c. Kadının tüplerinin açık ve rahim içerisinin customary olup olmadığının araştırılmasına yönelik testler. Bu amaçla en sık ilaçlı rahim röntgen filmi (a distant Histero-salpinga-grafi, HSG) çekilmektedir. 4. Tüp bebekte başarı oranı nedir? Tüp bebekte başarı oranı birden fazla ölçütle deerlendirilmektedir.1-Fertilizasyon (a far off Laboratuvarda Döllenme) Oranı: Bu oran iyi laboratuvarı olan merkezlerde %80’ in üzerinde olmalıdır.2-Biokimyasal Gebelik (Kanda gebelik testinin pozitif ç±kması): Bu oran %50 civarındadır.3-Ultrasonografi İle Görüntülenebilen Ve Takip Edilen Gebelik Oranı: Bu oran %FORTY civarındadır.4-‘’Eve Canlı Ãocuk Götürme’’ Oranı: Bu oran ise %30 civarındadır. Hastaları ilgilendiren temel değerin de sonuncusu olması gerekir.Üç başarısız deneme sonrası aileler için gebelik elde etme oranını maalesef çok arttırmamaktadır. Preimplantasyon genetik tanı (a far offembriyo switchi öncesi genetik aratÄrma), co-culture ( laboratuar ortamında suni ana rahimi oluşturulması) , sperm seçim yöntemlerinin değiştirilmesi gibi ek uygulamalar yapılmaktadır. Ancak bu yöntemlerin de başarıyı anlamlı oranda artırdığına dair yeterli kanıt henüz yoktur. Benim şahsi tecrübelerime göre bu hastalara blastosist switchi önerilmeli ve bu hastalarda eğer embriyolar blastosiste gitmiyorsa switch yapılmamalıdır. Böylece hastanın, switch sonrası boşu boşuna büyük ümitlerle beklemesinin önüne geçilmiş olur.
5.Blastosist switchi nedir? Hangi durumlarda bu yÃnteme başvuruluyor? Günler boyunca gelişip hücre sayılarını artıran embriyolar beşinci günden itibaren iki ayrı hücre tipine ayrılarak aralar±nda bir sıvı biriktirir. Bu embriyolara ‘Blastosist’ denir. Ne yazık ki her embriyo bu aşamaya kadar gelişimini devam ettiremez, daha erken bir dönemde gelişimini durdurur. Sadece o embriyoyu oluşturan sperm ve yumurta kaliteleri fazla düşük değilse embriyo gelişimine devam eder, aksi halde vücut savunma mekanizmasının bir sonucu olarak düşük kaliteli hücrelerin birleşmesiyle oluşan embriyolar±n gelişimlerini daha erken bir dönemde durdurur. YapÄlan çalışmalar, blastosist evresine ulaşmış embriyoların dahi bir bölümünün gebelik oluşumuna ya da gebeliğin devamına izin vermeyecek kadar düşük kaliteli hücreler içerdiğini göstermiştir. Ancak bu oran erken dönemde gelişimini durduranlara oranla çok daha düşüktür. Sonuç olarak; hastaya blastosist switch etmek gebelik şansını artırmak anlamına gelir. Hastaya ne kadar az embriyo switch edilirse blastosist switch ederek gebelik şansı o kadar artırılmış olur. Bu nedenle, switch sayısının kısıtlandığı durumlarda blastosist transferi uygulaması başaryı artırıcı bir etki yapar. Örnek olarak ülkemizde iki yıl önce uygulamaya giren yönetmelik transfer edilen embriyo sayısına kısıtlama getirmiştir. Bu uygulama sonucu tüp bebek sonucu oluşan çoğul gebelikler ki bunlar çok riskli gebelikler idi, anlamlı olarak azalmıştır. Bu yeni durum bizim merkezlerimiz de dahil olmak üzere bazı kliniklerin daha fazla blastosist transferine yönelmelerine neden olmuştur. Bizim merkezlerimizde artık tüm transferlerin yaklaşık yarısına yakını beşinci günde yapılmaktadır. Hastadan yeterli miktarda ve kalitede blastosist elde edilmesi durumunda, tedavilerin başarısız kalma nedeni olarak embriyo dışı nedenlere yönelmek faydalı olacaktr. Neden tüm embriyolar blastosist aşamasına kadar bekletilip ondan sonra transfer edilmiyor? Bu sorunun yanıtında da blastosist transferlerinin dezavantajlar±ndan söz etmemiz gerekir. Bugün tüp bebek uygulama teknolojileri ne kadar gelişirse gelişsin unutmamalÄyız ki insan vücudunun sofistike ve mükemmel mekanizmasını bire bir taklit edebildiğimizi söylemek çok güçtür. Zira insan vücudu ve biyolojisiyle ilgili bilgimiz ne kadar artarsa, bilmediklerimizin ve yeni soruların farkına varmaya devam ediyoruz. Sonuç olarak embriyoları laboratuar şartlarında uzun süre bekleterek blastosist evresine ulaşmalar±nÄ beklerken onları daha erken bir dönemde vücudun doğal ortamına bırakarak orada gelişmelerini saÄlamalarına göre ne kadar ödün verdiğimizi bilmiyoruz. Özetle kendimize su soruyu soruyoruz: bu embriyo blastosist oluşturmadı, acaba ben bu embriyoyu gelişiminin daha erken bir döneminde rahme vermi olsaydım acaba orada blastosiste ulaşacak mıydı? Äşte blastosist transferinin riski budur, bu nedenle her vakada uygulanmaz. Elimizde bu riski karşılayacak sayıda embriyo olması ya da dediğim gibi, ne olursa olsun embriyoların uzun dönem gelişimlerini izlememizi gerektirecek gerçek sebepler olması lazÄmdır.
6.Sperm seçiminde yenilikler nelerdir? G¼nÃmüzde sperm kalitesi dendiğinde artık eskiden olduğu gibi sperm sayısı, hareketliliği, şekli gibi parametreleri düşünmüyoruz. Biliyoruz ki, spermin gerçek kalitesi yukarıdaki soruda da anlattıım gibi onun kalıtsal yapısı ve bu yapının çevresel faktörlerden ne kadar etkilendiğidir. Çünkü embriyo gelişimine spermin asil katkısı bunlardır. Geleneksel sperm tetkik parametreleri ile bahsettiÄim kalıtsal özelliklerin durumu arasında direk bir ilişki gösterilmemiştir. Artık sperm analizi yaparken embriyo gelişimine etki edecek gerçek kalitelerinin durumunu anlamaya çalışıyoruz. Önemli olan kalıtsal özellikleri en az hasar görmüş, mümkünse hiç görmemiş spermleri seçebilmek ve yumurta hücresi ile bunların birleşmesini sağlayabilmektir. Sperm hücresinin yüksek büyütmede seçilmesi (IMSI), bazı moleküllere bas kısmının bağlanması ya da bağlanmaması yoluyla seçimleri (PICSI ya da MACS benzeri yöntemler) bu amaçla kullanıma girmiştir. Ne yazık ki, bu seçim yöntemlerinin geÃerliliği tam anlamıyla ve en doğru bilimsel y¶ntemlerle henüz kanıtlanmamıştr. Bunun için daha zamana ihtiyaç duyulmaktadır. Gene de bizim laboratuarlarımız da dahil olmak üzere bu tip yenilikleri kullanıp hastaların gebe kalma olasılıklarını artırmaya çalışan çok sayıda merkez bulunmaktadır.
7-Genetik incelemelere ne zaman ihtiyaç duyulur? Genetik incelemelere kesin ihtiyaç duyulan durumlardan ilki; ailede kalıtsal yolla geçen, doğacak bebeğe intikal edebilecek ve sorumlu kromozom ya da gen bölgesinin bilindiği durumlardır. Bu bölge ya da kromozomlar embriyolar üzerinde incelenip hastalıksız embriyolar transfer edilebilir. Bir diğer durum tekrarlayan gebelik kayıpları, yani ard arda düşük yapma ya da tam tersi tekrarlayan başarısızlıklardır. Her iki durumda da bazen embriyoların genetik olarak problemli olmaları sorunun kaynağı olabilir. Dolayısıyla çiftlere tüp bebek tedavisine başlamadan önce detaylı olarak tetkik yapılmalı ve embriyoların genetik problemi dışında aynı soruna neden olabilecek diğer nedenler ayıklanmalıdır. Bundan birkaç yıl önce bayanın ileri yaşı, ileri sperm problemleri (çok kısıtlı sayıda sperm bulunması ya da hiç olmaması) gibi durumlarda da embriyo üzerinde genetik incelemelere ihtiyaç duyulur denirdi. Günümüzde bu bakış acısı biraz daha gevÅemiş gibi duruyor.
8.Tüp bebek tedavi yöntemlerindeki yenilikler nelerdir? Tüp bebek tedavi yöntemleri ve uygulamaları baş döndürücü bir hızla geliÅiyor. En güncel tekniklerden biri embriyoların dinamik takibidir. (Embriyoscope) Bu tekniği Türkiyeâye ilk defa bizim ekibimiz getirdi ve en ok da bizim laboratuarlarımızda uygulanıyor. Artık embriyolar takipleri süresince çok kısıtlı bir zaman dilimindeki görüntüleri ile değil, her 15-20 dakikada bir yedi bölgeden alınan görüntülerinin birleşmeleri ile oluşan videolar ile inceleniyor, kaliteleri bu verilere göre saptanıyor. Bu demektir ki artık embriyoların gelişimleri hakkında çok daha fazla elimizde bilgi birikiyor. Tüp bebek uygulamalarının başladığı yıllardan bu yana ilk kez embriyo gelişimi hakkında bu kadar fazla veri toplayabildik ve elimizdeki bu bilgiler çok değerli. Şu anda Türkiye’den bizim dahil olduğumuz uluslararası bir bilim grubu bu veriler üzerinde çalışmalarına devam ediyor. Yeniliklerle başarı şansı ne kadar artıyor? Bu sorunun cevabı için biraz daha beklememiz gerekiyor. Ancak embriyo secimi için sunulan dinamik izleme tekniği gerçekten başarı sansını artırıyor. Ancak burada dikkatli olunması gereken nokta; birkaç farklı şekilde dinamik embriyo takibi yapılabiliyor ve bunların hepsi aynı sonucu vermiyor. Bizim kullandığımız sistem şu anda dünyada bulunan en sofistike dinamik takip sistemidir. Biz ve bizim kullandığımız sistemi kullanan diğer merkezler (Åu anda dünyada ONE HUNDRED dolayında var) başarı oranlarının arttığını gösterdiler. Umudum, bu sistemin diğerleri ile bilimsel karsılaştırmasını yapan bilimsel çalışmaların bir an önce yayÄnlanması ve farkın kanıtlanmasıdır.
9.Dondurma tekniğinde son aşama nedir? Günümüzde iki farklÄ dondurma tekniği var; yavaş ve hızlı. Beş yıl öncesine kadar yavaş dondurma daha çok uygulanırken günümüzde hızlı dondurma tekniği tercih ediliyor. ÃÃnkü bu teknikle embriyoların tamamının, yani tüm hücrelerinin hiç hasarsız canlıklarını devam ettirmeleri ihtimali daha yksek. Bu da doğal olarak başarı oranlarına yansıyor. Burada dikkatinizi çekmek isteyeceğim nokta; bize başvuran çiftlerimizden aldÄğımız izlenim dondurma-çözdürme işlemlerine biraz çekingen yaklaştıklarıdır. Oysa tüp bebeÄin geleceği dondurma-çözdürme işlemlerinde. ünkü; artık uluslararası anlamda başarı bir çifte uygulanan birkaç tedavi sonrası elde edilen gebelik oranı olarak ölçülüyor. Doğal olarak bu birkaç tedavinin içinde dondurma-çözdürme sikluslarının olması istenen bir durum, zira her tedavide kadına yeni baştan hormon vererek yumurtalıkları uyarmak yerine bir seferinde elde edilen birkaç kaliteli embriyonun saklanarak sonraki uygulamalarda bunların ç¶zdürülerek switchi daha çok istenen bir durum. Üstelik dondurma-çözdürme tedavilerinin bir avantajı daha var; bazen yumurtalıkların uyarıldığı tedavilerde kullanılan ilaçlar yumurtaları büyütürken rahim dokusunun embriyoyu kabul etme mekanizmasına zarar verebiliyor. Oysa dondurma-çözdürme tedavilerinde rahim dokusu diğer duruma göre çok daha doğal bir halinde ve embriyoyu kabul etme mekanizması zarar görmemiş. Bugün dünyada birçok merkez (bizim merkezlerimiz de dahil) rahimim bu durumunu switch öncesinde değerlendirip, çiftin gebelik ansını art±rabilmek adına, elde ettiğimiz tüm embriyoları donduruyor ve bir sonraki ay rahimim doğal haline kavuÅtuğunda çözdürüp transfer ediyoruz. Bu uygulamanın geçerliliği ve çifte faydası artık bilimsel yayınlarla ispat edilmiştir. Kısaca özetlemem gerekirse, dondurma-çözdürme teknikleri merkezlerin toplam başarılarında önemli bir yer tutar. Hastalar bu parametreyi çok iyi incelemelidir diyorum.
10.Tüp bebek denemesi kaç kez tekrarlanmalıdır? Bu soruyu şöyle yanıtlayacağım; ortalama üç! Ama bunu da açÄklamam gerekir. İstatistiksel olarak tüp bebek tedavisine başvuran çiftlerin %95’i ü kez tekrarlamalıdır. Geri kalan %5’i içinse bir sınır yoktur. Bize başvuran bir hasta gebe kaldığında ¶nceden dışarıda on altı deneme yapmıştı. Bu §ift yüzde beş’lik dilimde idi. Ama bilimsel yay±nlar göstermektedir ki, tüp bebek tedavisine giren çiftlerin yüzde doksan beşi ilk üç denemeden sonra gebelik şanslarını anlamlı olarak artıramamaktadır.
koçbey aqua su kirazlı yayla su damla su mahmudiye oskar su başpınar doğal kaynak su lido su haznedar su karsu altınpınar su taşdelen su ayazma su
Uyku saatleriniz egzersiz sırasında kullanabileceÄiniz maksimum gücünüze doğrudan etki eder. Amerikan Ulusal Uyku Vakfı’na göre uykunun kişi salÄğı için önemi tartışılmaz derecede önemli. Fakat buna rağmen international raporlar birçok ¼lke için sağlıklı uykunun bir öncelikten ziyade lÃks statüsünde olduğunu gösteriyor.
İyi haber ise egzersizin daha uzun ve deliksiz uyku sağladıını gösteren araştırmalar. Yapacağınız 20 dakikalık egzersiz bile uykunuza önemli katkılar salayabiliyor. Existence Health uzmanlarından uyku ilgili bazı faydalı bilgiler:
• Az uyku metabolizmayÄ doğrudan yavaşlatıyor. Araştırmalar günde yedi saatten daha az uyuyan kişilerde obezite eğiliminin %SEVENTY FIVE daha fazla olduğunu gösteriyor. Sonuçlara göre az uyumak vücuttaki açlık hormonu ghrelin’ı arttırırken tokluk hissi veren leptin hormonunun azalmasına neden oluyor.• Ağır egzersiz programıyla az uykunun bir arada olması faydadan çok zarar sağlayabiliyor. Çnkü egzersiz sırasında vücutta gerçekleşen hücresel yıkım, uyku sırasındaki yapım ile tolore oluyor. Ağır egzersiz sonrası yeterli uykunun olmaması sakatlanma da dahil olmak üzere olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.â Ağrlık egzersizleri sonrası minumum 6 saatlik uyku kasların dinlenmesi için gerekli oluyor. AynÄ Durum ağır Aerobic egzersizleri için de geçerli.• Uyku eksikliği beyinin enerji kaynağı glukoz metabolizmasını %30 – %FORTY oranında yavaşlatabiliyor. Bu durum egzersiz seviyenizi ve egzersize olan motivasyonunuzu etkileyebildiği gibi konsantrasyonunuzu düşÃ¼rerek olası sakatlanmalara davetiye çıkarabiliyor.
• Uyku problemi mi çekiyorsunuz? Sıkı bir grup Cycle dersi, Circuit egzerisizi yada 30 dakikalık Period egzersizi deneyebilirsiniz. Yoğun egzersizler kaslarınızın yorulmasını sağlayarak uykunuza yardımcı olacak dopamin hormonu salgılarlar.• Az uyku iştahı tetiklerken, egzersiz motivasyonu ve verimini düşürebiliyor.
koçbey aqua su kirazlı yayla su damla su mahmudiye oskar su başpınar doğal kaynak su lido su haznedar su karsu altınpınar su taşdelen su ayazma su
Son Dakika | Yazarlar | Spor | Ekonomi | Astroloji | Hava | Sinema | TELEVISION Rehberi | Fotografía Galeri
Geri
Sigarasız yaşam mümkün!
02.02.2012 14:24:00 Ne kadar masum görünse de içimize çektiÄimiz bir nefes sigara dumanı, 200′den fazla zehirli kimyasal içeriyor. Vücudumuzdaki tüm organlarda yaptığı aÄÄr tahribatın sonucunda ise erken ve ağrılı bir Ãlüme yol açıyor? Sağlığına önem veren, geleceğini ve sevdiklerini düşünüp bu bağımlılıktan kurtulmak için; ‘Ne yapmalıyım? Nasıl başarırım? diyenler için, sigara bağımlılığından kurtulmanın yollarını Hisar İntercontinental Clinic Sigarasız Yaşam Polikliniği Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. Orhan Dalkılıç’a sorduk? Sigara bağımlılığı önlenebilir bir hastalık mıdır? Sigara bağımlılığı önlenebilir bir hastalıktır. Bu hastalığı önlemede en büyük etken ise sigarayı bırakma isteği ve iradesidir. Bağımlıl±k yapıcı bir maddeden kurtulmak her ne kadar güç olsa da imkânsız değildir. Pek çok bağımlının zorlandığı nikotin yoksunluk belirtileri geçicidir ve yaklaşık 2-3 hafta sonrasında bu yoksunluk hissi minimal seviyeye düşer. Sigarayla mücadelede uygulanan bilimsel yöntemler nelerdir? ? Danışmanlık, ? Genel sağlık durumu kontrolleri ve ön değerlendirme, ? Sigaranın zararlarını gösteren check-up programları, karbonmonoksit(CO) ölçümü, ? Uzman psikolog eşliğinde psikoterapi, ? Bırakma esnasında zorlanan kişilere davranış terapisi, ? Belli aralıklarla bireysel ve grup terapileri, ? 2, four ve 6. haftalardaki kontrollerle tedaviye uyum takibi. Sigarayla mücadelede uygulanan tıbbi müdahaleler nelerdir? ? Reçeteli nikotin replasman ürünleri (nikotin sakızı, nikotin bandı, burun spreyi, nikotin kartuşu) ? Nonnicotine reçeteli ilalar ? (Sigara bırakmada yararlanılan bir diğer yöntem olan ilaç tedavisinde, ilaçlar kesinlikle reçeteli olarak alınmalı ve hekim kontrolünde kullanılmalıdır.) Sigara bırakmak isteyip, birkaç gün sonra tekrar baÅlayanlar için önerileriniz nelerdir? Bağımlılarda sigara bırakma girişimleri genellikle ilk birkaç gün sonrasında başarısızlıkla sonuçlandığında, artık brakılamayacağı düşünülüp vazgeÃilir ya da sigarayı azaltarak bırakma, mild sigaraya geçme gibi yöntemler denenir. Ancak bu yöntemler tamamen etkisizdir. Kendi kendine sigarayı bırakmada zorlanan kişilerin profesyonel yardm almas±, sigara bağımlılığından kurtulmanın en etkili yoludur. Sigara bağımlılığından kurtulmayı baÅaranlarda ne gibi olumlu değişiklikler grülür? YÄllarca sigara kullanıp sonrasında bu bağımlılıktan kurtulmayı başaranlarda hem vücut sağlıı hem de psikolojide çok fazla olumlu değişimler gÃrülür. Bu değişimleri şöyle sıralayabiliriz. Sigarayı bıraktğınızda; ? İlk 20 dakikada nabız, kan basıncı, vücut ısısı normale döner. ? 24. saatin sonunda kanda karbonmonoksit gazı hızı azalır. 2 hafta – 3 ay sonrasında ? Efor kapasiteniz artar. ? Öksürük azalır ve 3 ay içinde kaybolur. ? Balgam miktarı 2 haftada yarı yarıya azalır. ? Soluk alıp vermeniz kolaylaşır. ? Koku ve tat alma duyularınız iyileÅir. ? Bağışıklık sisteminiz güçlenmeye başlar. ? Kendinizi daha dayanıklı ve güçlü hissetmeye başlarsınız. ? Diş ve parmaklarınızdaki sarı lekeler kaybolur. Yılda ? Kalp krizi geçirme possibilityiniz ilk günlerden itibaren azalmaya başlar, 1 yılın sonunda possibility %50 azalır. ? Beyin kanaması ve bacaklardaki damar hastalığı riski %30-50 oranında azalır. ? Kronik bronşit ve amfizem (KOAH) gibi solunum yetmezliğine yol açabilen akciğer hastalıklarının ortaya çıkması engellenir. lerleyen yıllarda solunum fonksiyonları iyileşir. 5. yılda ? Ağız, gırtlak, yemek borusu, idrar torbasÄ kanseri riski yarı yarıya azalır. 10. yılda ? Felç olma riskiniz 5-10 yıl içinde hiç sigara i§memiş olanlarla aynı düzeye iner. ? Akciğer kanseri, ağız, gırtlak, yemek borusu, idrar torbası, böbrek, pankreas kanseri riski azalır. 15. yılda ? Koroner damar hastalığı ve kalp krizi riski, hiç içmeyenlerinkiyle aynı dereceye iner.
Yorum yaz  ÂTüm Yorumlar (0)
Kansızlık için meyve suyu Åart! Yürüyüş bozukluğunuz mu var? Kadınlar daha çok risk altında!
Türkiye Diyabet Vakfı’nın Cumhurbaşkanlığı’nın himayesinde başlattıı ”Diyabeti Durduralım” projesi kapsamında, çalışanların diyabete karşı duyarlı bir şekilde beslenmeleri için çeşitli etkinlikler düzenlenecek, yöresel mutfakların diyabetten korunma bilinciyle revizyonu için çalışmalar başlatılacak.
AA muhabirinin Türkiye Diyabet Vakfı’ndan aldığı bilgiye göre, diyabet dünyadaki en yaygın hastalıklardan biri. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, THREE HUNDRED milyonun üstünde diyabetli olduğu tahmin ediliyor. Dnya Sağlık Örgütü, hastalığın son yıllardaki yüksek artış hızı nedeniyle diyabeti ”salgın” olarak niteledi.
Türkiye’de de diyabet son 10 yılda yüzde 90-100 arasında artış gösterdi. Araştırmalar, Türkiye’de yaklaşık 10 milyon diyabetli olduğunu ve FORTY yaşın üzerindeki nüfusun dörtte birinin diyabet riski ile karşı karşıya geldiini gsteriyor.
Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, diyabetin kaynağını 21. y¼zyılın gündeme getirdiği yeni hayat modelinden aldÄğını bildirdi. Hareketsiz yaşam tarzının yaygÄnlaşması, hazır gıdaların daha çok tüketilmesi, öğün yeme sürelerinin kısalması gibi faktörlerin bu yaşam tarzının örnekleri olduğunu, böyle bir yaşamın obezite, kalp ve diyabet gibi hastalıkları hızlandırdığını ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, şunları kaydetti: ”Diyabet, mutlaka diyabet öncesi dönemde, gizli şeker döneminde ya da erken klinik dönemde saptanmalı. Diyabetin önlenebileceği tek dönem, erken ve henüz hastalığın belirti vermedii dönemdir. Diyabet bilincine sahip olmak, öncelikle diyabeti fark etmek ve diyabeti tanımakla mümkündÃr. Hazırladığımız proje ile bu bilinci oluşturmak için 3 yıl boyunca Türkiye’nin her bölgesinde çocuklardan gençlere, ailelerden hekimlere, medyadan devlet kurumlarına kadar herkese seslenecek programlar hayata geçirilecek. Bu proje bir anlamda ülkemizde insanların yaşamını giderek daha olumsuz etkileyen 21. yÃzyılın gündemimize getirdiği yeni hayat modeli ile mücadele programıdır.” -Yöresel mutfaklara revizyon- Türkiye Diyabet Vakfı’nın Cumhurbaşkanlığı himayesinde başlattığı ”Diyabeti Durduralım” projesi kapsamında, çalışanların diyabete karşı duyarlı bir şekilde beslenmeleri için iş yerlerinde çeşitli bilin§lendirme etkinlikleri düzenlenecek, ofislerde ve park alanlarında spor ve egzersiz alanları kurulacak.Proje çerçevesinde ayrıca yöresel mutfakların diyabetten korunma bilinciyle revizyonu için çalışma başlatılması planlanıyor. Aileler ve iş yerleri için diyabete karşı sağlıklı menü önerilerini içeren yayınlar hazırlanacak. 3 yıl sürece proje kapsamında 21 ilde başta hamileler, ilkokul çaÄÄndaki çocuklar ve gençler olmak üzere bilinçlendirme çalışmaları yapılacak, toplum spor ve egzersize teşvik edilecek. -Diyabet Parlamentosu- Türkiye Diyabet Vakfı’nın Cumhurbaşkanlığı himayesinde başlattığı ”Diyabeti Durduralım” projesinin iletişim çalışmalarının sponsorluğunu yürüten Drtok&Bersay Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Aydın Dörtok da, 3 yıl boyunca toplumun her kesiminin diyabetten korunması için daha sağlıklı beslenmelerine yönelik bilinçlendirici etkinlikler düzenleneceğini, halkı spor ve egzersiz yapmaya teşvik edecek çalışmalar yapılacaÄÄnı ve bunlarla ilgili toplum nezdinde farkındalık oluşturulacağını ifade etti. Proje kapsamında bugüne kadar yapılan çalışmalara ilişkin de bilgi veren Dörtok, şunları anlattı:
”Proje çerçevesinde, hastanın hastayı eğitmesi modeline dayanan akran eğitimleri gerçekleştirildi. Software kapsamında 23 ilden diyabetli hastalar davet edilerek onlara eğitimler verildi. Dünya Diyabet Günü’nü takiben gerçekleştirilen ‘Sağlıklı YaÅam İçin Adım At’ yürüyüşleri de geniş bir katılımla yapıldı. Ayrıca Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz liderliğinde geçtiğimiz günlerde Diyabet Parlamentosu ile ilgili bir toplantı hayata geçirildi. Diyabetle ilgili tüm ilgili taraflar için ortak bir çalışma platformu olması hedeflenen Diyabet Parlamentosu’nun ilk toplantısında Cumhurbaşkanlıı temsilcileri, TBMM Sağlık Komisyonu Üyeleri, SaÄlık Bakanlığı temsilcileri AK Parti, CHP ve MHP’yi temsilen parlamenterler, diyabetli hastalar, diyabetle ilgili hasta ve meslek kuruluşları ile ilaç endüstrisi bir araya geldi.”
Dörtok, projenin halk sağlığı için son derece Ãnemli olduğunu, toplumun bütün katmanlarını kucaklayan projeyle diyabet konusunda farkındalığ±n arttırılması ve böylelikle diyabetin durdurulmasÄnın mümkün olacağını kaydetti.  -Diyabet hakkında- Diyabet vücutta insülin hormonu eksikliğine ya da yokluğuna balÄ olarak kan şekeri yüksekliği, çok su içme, sık idrara çıkma, halsizlik, yorgunluk, görme bulanÄklığı gibi bulgularla ortaya çıkar.
10 yıl±n üzerinde diyabetli olan ve tedavisini yetersiz veya düzensiz sürdüren diyabet hastalarının yarısından çoğu kronik böbrek yetmezliği, görme kaybı, dolaşım bozukluğu nedeniyle kalp sorunları ve ekstremite (kol-bacak) kayıpları ile karşılaşıyor. Dünyada ilk sıralardaki ölüm nedeni olan hastalıklar içinde yer alan kalp-damar hastalıkları, kronik böbrek yetmezliği, beyin damar hastalıkları ve inme, 20 yaş üstü körlük ve trafik kazas± dışındaki bacak ampütasyonlarının en başta gelen hazırlayıcı nedenidir. Komplikasyonlar geliştikçe hastalığın tedavisi zorlaşıyor.
koçbey aqua su kirazlı yayla su damla su mahmudiye oskar su bapÄnar doğal kaynak su lido su haznedar su karsu altınpınar su taşdelen su ayazma su